Yolların üç güzel adamı


İbrahim Tığlı

İbrahim Tığlı

15 Haziran 2017, 14:50

Yol arkadaşlığı önemlidir. ”İnsanlar yolculuklarda tanınır” diye bir söz vardır. Çünkü yolculuklarda insan sadece kendini gösterir, başkası gibi olmak istemez. Saflık ve samimiyet vardır yollarda. Hedefe yönelmek için kapitalizmin meşru araçlarına itibar edilmez. Siyaset, duygusuzluk, çirkinlikler sizi takip etmez, kendiniz olmaya zorlar sizi yollar.
 
Yollarda sürekli yürüyen üç adam tanıdım bu yaşıma kadar, biri Akif Babalı, biri Bahattin yldız biri de Akif Emre’ydi.
 
Her üçü de bu dünyada bir yolcu gibi yaşadılar ve bir yolcu gibi aramızdan ayrıldılar. Yollarda yürümeyi, yolculuk etmeyi, yol arkadaşlığının önemini bu güzel üç adamla öğrendim. Bu üç güzel adamla hayatımın en güzel yolculuklarını yaşadım.
 
Akif Babalı,  akif abi.
 
Onu İstanbul’a geldiğim ilk günde tanımıştım. İlk uzun yol yürüyüşümü de onunla yapmıştım. Laleli’de bir öğrenci evinden Sirkeci’ye kadar yürümüştük. Sonra vapura binip kadıköy’den Erenköy’e kadar… Yolculuğun nasıl geçtiğini anlayamamış ne kadar yürdüğümüzü de farkedememiştik. Bir akşam vakti süren yoılculuğumuzda sürekli konuşmuştuk. En çok şiirden konuşmuştuk. Necip Fazıl’dan, Sezai Karakoç’tan Cahit Zarifoğlu’dan. Lisedeyken ezberlediğim “Kaldırım” şiirini okumuştum ona. Sezai karakoç’un “Kar” şiirini. Sonra’da Zarifoğlu’ndan hatırlayamadığım bir şiirini
 
Akif abi ile yol arkadaşlığımız vefat edene kadar sürdü. Son kez vefatından iki ay önce kısa bir yürüşümüz oldu. Elim hastalığı nedeniyle artık eski hızı yoktu. Kendisine yetişmekte zorlandığım Akif abi için artık yol, onun önünde eğilip bükülüyordu.

Sarı saçları dalgalanırdı yürürken mavi gözlerinden bakışlar insanın içini ısıtırdı. Asr-ı saadetten gelmiş bir seyyah gibiydi. Dervişiliği, bir huzur getirdiği gibi bir cihad coşkusu ile size sallandırırdı.
 
Yolların yürümekle tükenmeyeceğini, hayatın her daim bir yol olduğunu öğreten ilk kişiydi Babalı.
Onun her daim yol arkadaşları vardı, yalnız değildi hiç bir zaman yolculuklarında. Yollarda hep biri ile olur o kişiye bir şey anlatmanın heyacanı ve derinliğini yaşardı.
 
Akif abi benim ilk yol öğretmenimdi. Bana yollarda yürümeyi, yol arkadaşığının havasını atmayı ilk öğreten kişiydi.
 
Bir dağın adı,
Bahaddin yıldız.
Çocukluğumda Che’yi öğrenmiştim ilkokuldaki öğrenimden. Bana kalemle nasıl yazılacağını öğretmek yerine, Bolivya ormanlarının isyancı yüreğini öğretmişti. Hep bir hayranlık beslemiştim Che’ye karşı.
 
İşte bahaddin Yıldız içimdeki Che’yi öldürendi. Afganistan dağlarındaki küffara karşı mücadelesi ile tanımıştım onu. Ahmed Şah Mesud’a nasıl ‘Penşir Aslanı” denilyorsa o benim için Balkanların, Afrika’nın ve Afganistan’ın aslanıydı.
 
Bahaddin Abi’yi de bir yol yolculuğunda tanımıştım. İsmini çok duymuştum. Fakat bir türlü kendisi ile tanışmak nasip olmamıştı. Fatih’te bir dergide karşılaşmıtık. Kendisi İzmir’den gelmişti ve Sahrayı cedit’e gitmek istiyordu.
 
Bu yolculuğunda ona arkadaşlık yapmıştım.
 
Onun duruşu bir ömer duruşu gibiydi, anlattıkları İsmet özel’in şiirlerinden daha anlamlıydı. Fatih’ten Eminönüne kadar aklımıza gelen her şeyden konuşmuştuk. Cihad, sinema, edebiyat, müzik, izmir’deki sosyal hayat ve ‘bizim cocuklar’dan
 
Bahaddin abi bir dağ, bir ırmak bir okyanustu. Onda ki “hareket” derinliği, ondaki kalbi duruş oldukça farklıydı. Yolda yürürken bazen birbirimizin koluna girmiştik. Fakat onun tutuşu bir ümmet sıcaklığının izini taşıyordu.

Bahaddin abi hep yollarda yaşadı ve yolda vefat etti. Yollar onun için bir sevgili gibiydi. Hiç bir zaman yollar onu terketmedi ve bir uçak yolculuğunda ebedi aleme göçüp gitti.
Bahaddin abiyi aslında “yol aslanı” olarak tanımlamak daha doğruydu. Yolların terk edemediği adamdı çünkü o. O yolları benden dah çok sevdi. Otobüsler, trenler, uçaklar, gemiler hep onunla birlikte yürümüştü.
 
Son yolculuğumu Bahaddin abi ile Beşiktaş’tan zincirlikuyu’ya vefat etmeden önce bir hafta kadar önce yapmıştım. O gün birbirimizden ayrılmak istememiştik, fakat onun da benim de yetişmesi gereken menzil bizi bu yol arkadaşlığının uzun sürmesinden alıkoymuştu.

Akif Emre abi ile yol arkadaşlığımız bir yolculukla başlamamıştı. Onu ilk kez insan yayınlarında görmüş, daha sonrada birbirimizle irtibatımızı koparmamıştık.
 
Dünya Bülteni haber sitesi genel yayın yönetmeni olduğunu duyunca onu beşiktaş’taki ofisinde ziyaret etmiştim. Bu ziyaret yol arkadaşlığımızın bir başlangıcı olmuştu. Haber sitesinde Afrika temalı yazılar yazmamı istemiş benim de Afrika yolculuğum böylelikle başlamıştı. Yazıya başladıktan sonra yedi ay yanına uğramamıştım. Bana telefon ederek ofise çağırmış, görüşmek istediğini söylemişti.
 
Ofise gittiğimde saatlerce konuşmuştuk. Benden Dünya Bülteni’ne katkı bulunmamı istiyordu. Akif abinin böyle bir teklifte bulunması benim için bir onurdu ve hemen kabul etmiştim.
 
Akif abi ile mesai saatimiz başlamış, haftada 4-5 gün ofise uğramaya başlamıştım. Ofisten çıkarken hep yürümeyi tercih ederdik. Balmumcu’dan Beşiktaş’a kadar hep yürürdük. Çok nadir otobüse binerdik bu yolculuklarımızda.
 
Akif abinin yol arkadaşılığı en verimli yol arkadaşlığıydı benim için. Müthiş bir entellektüel birikimin olduğunu bu yolculauklarda keşfettim. Yazıları sadece onun bir yönünü gösteriyordu ama yolda anlattıkları bir evren gibiydi. Kişiliği, karekteri tavırları bizim kesimin yazarlarından oldukça farlıydı.

Bu yolculuklar bana Akif emre bu dünyada nasıl olunur onu öğretti.
 
Akif Emre abi ile bazen Yahya Efendi, bazen Üsküdar, bazen Eyüp yolculuklarımız olurdu. Yahya Efendi’de bir çiçeğe ve kediye, ağaçlara ve güneş ile denizin bir araya gelmesine nasıl baktığı hala aklımda.
 
Akif abi ile son yolculuğumuz vefatından önceki akşamdı. Kendisini ziyaret etmiş, ortak tanıdığımız bir arkadaşın arabası ile Beşiktaş’taki ofisinden Çamlıca’daki evine geçmiştik. O gece onunla son yolculuğumuzdu. Yolculukta yeni kurduğu Haberiyat sitesi  ve Afrika’dan konuşmuştuk.
 
Akif abinin ertesi gün vefat haberini yine bir yolculuk esnasında aldım. Sabah ben Ankara’ya hareket ederken o da ofisine gitmiş, bir sure sonra da vefat etmişti.
 
Akif Babalı, Bahaddin Yıldız, Akif Emre bu dünyada bir yolcu gibi yaşadılar. Bizden çok yollar onlara yarenlik etti. Bize bir yolda yürdüğümüzü,  menzilin ahiret olduğunu onlar gösterdiler.
 
Yolcular aramızdan ayırldı fakat biz yolda yürümeye devam ediyoruz,  taki bizde yollara veda edene kadar….

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Atilla - 2 yıl önce
Allah razı olsun. Duygulandırdın bizi..
Avatar
Ramazan - 2 yıl önce
Yüreğine sağlık aynı istikamette yürüme temennisiyle
Avatar
Şaban Kılıç - 2 yıl önce
İbrahim Hocam kalemine yüreğine sağlık.
Duygu yüklü yazınla bizlerin gönül dünyalarını sızlattın.
Bir babayiğit çıksada bu 3 güzel adamın örnek mücadele hayatını"Beyazperdeye"taşısa .
Avatar
Veysel irfanoğlu - 1 yıl önce
Allah rahmet eylesin...bu üç mücahidimizle İstanbul'da okuyan kardeşlerimizin nice anıları vardır...Ayrıca rahmetli Hayatî Üstün ve Fahrettin Kültür kardeşlerimiz de yolumuza aydınlatan kandillerimizdir...hepsini tekrar rahmetle yad ediyoruz...