“Yerel Seçim Beka Sorunu” mu?


Cevdet Tellioğlu

Cevdet Tellioğlu

21 Ekim 2018, 12:44

İletişim stratejisi ile yıllardır uğraşmama, eğitim ve insan psikolojisi araştırmalarında yoğunlaşmış çalışmalarım olmasına rağmen, bizim şu liderleri bazen, hakikaten anlamakta zorluk çekiyorum.

Hani siyasettir diyorum, değil. Gerçektir diyorum, altı yok. Nedir diye kendime soruyorum, cevap yok. Sokaktakilerle paylaşıca, birden durum ikiye bölünüyor; sözü söyleyen liderden yana olanlar ve olmayanlar diye. Bu da gerçekçi değil.

Neden bahsettiğimi anlamışsınızdır sanırım. Yerel seçimler ve beka sorunundan.

Sayın Devlet Bahçeli’nin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin başarısı ve tam manasıyla tesisi maksadıyla, büyükşehir belediyelerin buna uygun yönetimi de beka meselesidir, geleceğimiz için vazgeçilmez değerdedir.” Demiş. Eğer bunu cumhur ittifakı için söylemiş olsaydı anlardım ancak devletin beka sorunu olarak sunulmuş  olmasını mesela. anlamlandıramıyorum.

Bu benim bilgi eksikliğimden kaynaklı ise tamam. Ama sokaktaki insanlar, elitler, gazeteciler, yazarlar, siyasiler de hamasi cevapların haricinde bir açıklama, yapamıyor.

Bu yaklaşımı AK Parti yetkililerinin, bu konudaki tavrını, sükutunun ikrardan gelişi misali, benimsediğini de görüyor ama, yine de anlamlandıramıyorum.

Evet.

“CHP zihniyetinin” yüzyıldır gelen deneyimlerle yaşanmış ötekileştirme ve baskıcı anlayışından dolayı, herhangi bir birimin dahi başında olmaması gerektiğine inanmış ve bu konuda, her türlü legal yolu kullanmak sureti ile mücadele etmiş birisi olarak, CHP’nin  kazanmasını istemem.

Ama günü yorumlayan, herkes için özgürlükçü (inşallah bir gün olur) bir CHP’nin yerel yönetimlerde çeşni olması, beceriksiz olsalar da, ülkemin bekası ile ilgili olamaz diye düşünüyorum.

Ya da Saadet Partili bir belediye başkanının, (son seçimde CHP için oy talebi, PKK yandaşına özgürlük isteyen söylemleri ile gündemimdeki yeri değiştiğinden dolayı, son dönem politikalarını onaylamam ama) yerel yönetici olarak çeşni olması, milletin bekasına bir pranga vurmayacağı kanaatindeyim. İyi Parti’nin de bu kapsamda değerlendirilmesi, çok sakıncalı bir durum oluşturmayacaktır inancını taşımaktayım.

Büyük Birlik Partisi, zaten cumhur ittifakı içinde korumalı yerini muhafaza ediyor. Onun da vatanın bekası ile ilgili tehdit olduğu konusunda, hiç kimsenin kalem oynatması mümkün değil.

Eeee!

Geriye kaldı. HDP.

Evet HDP, çukur siyaseti ile, terör yandaşlığı ile erk ve devletten gelir sahibi bir belediyede yuvalanıp, Kürt, Türkmen, Çerkez, Laz…. Her deseni ile birlikte, barış içerisinde, kardeşçe yaşadığımız ortama neler yapabildiklerini, desteklediklerinin, vatanın bekasına karşı, neler yapmaya kalkıştıklarını hep beraber gördük.

Gördük de, (doğru ya da yanlış tartışmalarına maruz kalsa da) ; “ terörle ilintili olanların seçilenleri olursa alaşağı edilecekleri” mesajı, HDP’ye en yüksek noktadan verildi.

Pekii!

Vatan düşmanı, millet düşmanı birisinin bağımsız bile aday olsa, devletin yazılı kurallarına ya da normlara (!) tabi olacağına göre, geriye kim kaldı?

Kim kaldı ki, devletin bu gücüne rağmen, hala daha, bir belediye kazanarak millet olarak bekamıza, etki edebilsin?

İşte bu soru, beni bu yaklaşıma karşı, pimpirikli olmaya itiyor...

17-25 aralıkta devletimizden yana olduk. İnandık ki, bu vatan için bir beka sorunudur.

15 temmuz’da cephenin en önünde abdestimizi alarak, evimizle helalleşerek, evlatlarımızla yer aldık. İnandık ki, bu vatan için bir beka sorunudur.

İnandık ve ölümden öte ölüm yok diyerek, gereğini yaptık.

Ya şimdi?

Vatanın bekası, yerel yönetim seçimlerinin neresinde?

Çöp toplamanın, çamurdan insanları kurtarmanın, sosyal devletin gereğini, kanunlar çerçevesinde yapmanın, pazar alanı ayarlamanın, çukur siyaseti izlemedikçe, neresinde vatanın bekası olabilir?

Farklı küçük partilerden ve hatta, bağımsız olarak seçime girebilecek olan ve milletin tercihi ile yerel yönetimlere, kanunlar dairesinde seçilip, kanunlar dairesinde hizmet verecek olan kişilerin dışlanması adına konunun, vatan bekası ile açıklanmasının manası nedir?

Şeytan bu ya insanı dürtüyor işte!

Olmaya ki, mevcut yerel yönetimlerde, başarısız ve haksız icraatların neticesi, milletimizi farklı arayışlara iter de, yerel yönetim seçiminde bir başarısızlık ortaya çıkabilir diye, düşünülüyor olunmasın!

Ve bu da, bir ön almaya sebep olmasın, ha?

Neden mi bu düşüncem!

Kanunları çıkaracak güce hükumetimizi, biz kavuşturmuşken… Terörün her türüne, millet olarak, biz karşı duruşumuzu netleştirmişken…

Yerel yönetim seçimlerinin neresinde, bilemediğimiz hangi aşamasında beka sorunu bulundu?

Yerel yönetim seçiminin hangi aşaması, hangi şekli, hangi tarzı, hangi sonucu, devletimin gücünün fevkinde hareket edebilir ve devletimiz de önlem alamaz diye, ya da ulusal anlamdaki hangi yapıyı ortadan kaldırabilir, uygulanmasına engel olabilir diye, Cumhurbaşkanlığı sistemine tehdit olarak algılanabildi?

Ben anlamlandıramadım.

Devletten yana duruşu ile kendisini taktir eden bir vatandaş olarak, Sn. Devlet Bahçeli’den, lütfederse, gerçekten anlamak için izahını beklemek, benim gibi düşünen vatandaşların hakkı olduğuna inanıyorum.

Tabi ki taktir kendilerinindir.

Ancak, bunun bir açıklaması yoksa ve eğer bu vatanın değil de bir partinin bekasını ilgilendiriyor ise, durum farklıdır.

O zaman vatandaş, kendisine en iyi hizmet edeceğine inandığı…

 sıradanlığı aşıp, şeffaflığı süreçlere yayacak…

 vatandaşın cebine gelir ekleyecek…

 halkı yönetime katacak…

beldesini bir “BüyükAile” haline getirebilecek, güvendiği, parti veya kişileri tercih etmesi, vatan bekası ile olumsuz anlamda, ilgili olamaz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.