“Titanic Faciası” Osmanlı basınında böyle yer almıştı

Dünya’nın en büyük deniz kazalarından “Titanic Faciası”, 107 yıl önce Osmanlı basınında böyle kaleme alınmıştı…

“Titanic Faciası” Osmanlı basınında böyle yer almıştı
15 Nisan 2019 Pazartesi 10:11

Bundan 107 yıl önce dünyanın en büyük deniz kazalarından biri olarak tarihe geçen ve daha ilk seferinde, 14 Nisan 1912 gecesi bir buzdağına çarparak Atlas Okyanusu’na gömülen “Titanic”, Osmanlı basını ve kamuoyunda da merak ve ilgiyle takip edildi. Yapılan yayınlarda Titanic’in boyutlarından, iç ve dış özelliklerinden kazanın meydana gelişine, felaketin öğrenilmesinden yerinin koordinatlarına kadar birçok bilgiye ayrıntılı olarak yer verildi. İşte o yayınlardan Servet-i Fünun Mecmuası’nın 1091 sayılı nüshasında Titanic’e dair çıkan haberler şöyleydi:

Titanic Vapuru Felaketine Ait

Titanic Vapuru bir buz adası ile müsademe ederek (çarpışarak) gark olmuştur (batmıştır). İlkbaharda artan hararetin tesiriyle Bahr-i Müncemid-i Şimali (Kuzey Buz Denizi) den çözülen cesim (büyük) buz parçaları akıntıların sevkiyle Grönland sevahilinden (sahillerinden) cenuba (güneye) doğru inerler ve bu esnada Avrupa ile Amerika arasındaki tarik-i seyr ü seferde (izledikleri yolda) sefain (gemiler) için bir tehlike teşkil ederler. Buz adalarının tahminen yedide biri su üstünde olur. Asıl cesim kısmı da denizin içindedir. Resmimiz buz adalarından birini ve denizin fevkindeki (üstündeki) kısım ile içindeki kısmı gösteriyor. Otuz seneden beri deniz üstünde dolaşan Titanic’in altmışlık kaptanı (Edward John Smith), müddet-i seyahati taksir (yolculuk süresini kısaltmak) için bu mevsimde takip edilmesi lazım gelen yoldan daha başka bir yol takip etmiş ve bu sebeple yüz elli kilometre tulünde (uzunluğunda), 60 metre arzındaki (genişliğindeki) sabih (yüzen) bir buz adasına çarpmıştır.

Titanic Vapuru Kazası

Efrenci (Miladi) Nisan’ın on dördüncü Pazar günü akşamı sanayi-i cedidenin (yeni teknolojinin) bir harikası olan Titanic gark ve na-bedid olmuş (batmış) ve yolcu ve mürettebatından cüzi miktarı kurtulup vapurun kıymettar eşyadan mürekkep olan (oluşan) hamulesi (yükü) ile posta çantaları (kargoları) ve yolcuların kıymettar eşyası dahi mahvolmuştur. Kürre-i arzın (dünyanın) en büyük bir sefinesi (gemisi) ile bir cümudiye (buzdağı) arasında vuku bulan müsademeden, şimdiye kadar tarihte emsaline tesadüf edilmeyen bir felaket-i azime-i bahriye (büyük deniz felaketi) vuku bulmuştur.

Şimdiye kadar, insan ve malca bu kadar azim zayiatı bais olan (büyük kayıplara sebep olan) bir kaza-yı bahri (deniz kazası) görülmemiş idi. Her cihetçe mükemmel olan Titanic’in feci bir surette garkı münasebetiyle birçok seyr-i sefain ve inşaat-ı bahriye şirketleri (denizcilik ve tersane işletmeleri) ve mühendisler, sefinelerin cesameti (büyütülmesi) ile kaza-yı bahrilerin dehşet ve şiddeti tahfif mi yoksa tezyid mi olunduğu (azaldığı mı yoksa çoğaldığı mı) meselesiyle uzun zaman iştigal edeceklerdir. Arz-ı cedid (Amerika) sahilinde vuku bulan bu kaza-yı müthiş beyne’l-milel (uluslararası) haiz-i ehemmiyet (öneme sahip) bir vakadır. Avrupa ve Amerika’da binlerce aile mateme girmiş ve pek çok kimse mutazarrır olmuştur (zarar görmüştür).

Titanik Vapuru’nun birinci sınıf kamaralarından birinin yatak odası

[Birinci sınıf kamaraların bir defalık ücreti 2200 Frank’tır.]

Kazanın Mebdeinde ve Müntehasında (Kazanın Başında ve Sonunda)

İlk haber-i felaket New York’a “Cape Dorset”teki telsiz telgraf merkeziyle vasıl oluyordu (ulaşıyordu). Cape Dorset’ten çekilen bu telsiz telgraf şu sözleri ihtiva ediyordu: “51 derece, 46 dakika arz-ı şimali (kuzey enlemi), 50 derece, 10 dakika tul-i garbide (doğu boylamında) sabih bir buz kütlesine çarptık. İmdada koşunuz.”

Bu telgraf aynı zamanda az çok o havaliye yakın bir mevkide bulunan Parisian, Carpathia, Virginian, Baltic, Olympic sefinelerinden de alınmıştı.

Southampton’dan New York’a gitmekte olan felaketzede sefine “Ternöv Adaları” civarında fakat Cape Dorset’ten 300 mil uzakta bulunuyordu.

Aynı zamanda telsiz telgrafı alan vapurlardan imdat için en yakın bir mevkide bulunan Virginian Sefinesi ile Titanic arasında 175 millik bir mesafe vardı. Hatta vapur azami sürati olan saatte 25 mil ile şitab ettiği (gittiği) halde bile mahall-i hadiseye (olay yerine) vusul (varmak) için yedi saat kadar bir zaman lazım geliyordu. Maatteessüf (maalesef) kazazede Titanic dört saatten fazla su üzerinde duramamıştır.

Titanik Vapuru’nda ala-parisien (Fransız tarzı) kahvehane

Titanic süvarisi (kaptanı) evvel emirde (önce) kazanın gemiyi batıracağını zannetmemiş, bir takım aksama (parçalara) ayrılmış olan sefinenin rahneye (hasara) rağmen bir sahile kadar sürüklenebileceğini ümit eylemişti. Hatta telsiz telgraf memuru kazayı müteakip (kazadan sonra) ailesine şöyle bir telgraf çekmiştir: “Suyun hücumu men edildi, Halifax’a doğru yolumuzda devam ediyoruz.”

Fakat sefinenin rahnesi o kadar mühimdi ki tedabir-i acile (acilen alınan önlemler) onu yavaş yavaş suların hücumundan saklayamadı. Süvari halin vehametini takdir ederek yavaş yavaş tahlisiye vesaitini ihzara (kurtarma vasıtalarını hazırlamaya), kadınları, çocukları birer birer sandallara irkaba (bindirmeye) başladı. Bu esnada, saat on birde telsiz telgraf geminin başından doğru batmakta olduğunu ve kadınların, çocukların sandallara irkab edilmekte bulunduğunu bildiriyordu. Maatteessüf İngiliz sefaininin tabi oldukları nizamata (yönetmeliğe) göre her sefine beraberinde taşıyacağı yolcunun ancak sülüsü nispetinde (3’te 1’i kadar) tahlisiye levazımı (kurtarma malzemeleri) bulundurmaya mecbur olduğundan Titanic’te de ancak mevcut yolcunun sülüsü kadarını kurtaracak vesait-i tahlisiye bulunuyordu.

Saat on bir buçukta Titanic telsiz telgraf cihazı mütemadiyen (sürekli) etrafa imdat işaretleri gönderiyor, halin pek vahim olduğunu iş’ar ediyor (haber veriyor), yalnız dediğimiz gibi en yakın bulunan gemilerin de mahall-i kazaya erişmesi için iki üç saatlik bir mesafe bulunuyordu.

Mağruk (batan) Titanic Vapuru’nda akşam çayı içmeye mahsus daire

Mahalli kazaya diğerlerinden evvel Carpathia Vapuru vasıl olur. O zaman saat sabahın beşi idi; yani Titanic batalı üç saat olmuştu! Carpathia orada deniz üzerinde simit parçasına yapışmış, sandallara dolmuş, soğuktan bitkin imdada intizar eden (yardım bekleyen) yedi-sekiz yüz yolcudan başka koskoca Titanic’ten hiçbir esere (ize) tesadüf etmemişti. Titanic şimdiye kadar inşa edilmiş olan sefain-i cesimenin (büyük gemilerin) en büyüğü idi… Titanic’teki yolcuların miktarı cem’an yekun (toplam) 2340, tahlis edilenlerin (kurtarılanların) adedi ise 641 idi… Titanic Vapuru kazasında, Amerika’ya gitmekte olan İngiltere ve Amerika’nın en kibar familyalarından (en büyük ailelerinden) birçok zevat (kişiler) telef olmuşlardır. Bu miyanda (arada) cihanın en meşhur ağniyasından (zenginlerinden) milyarder Miralay Astor’un da gark ve telef olduğu tahakkuk eylemiştir (anlaşılmıştır)… Titanic Vapuru kazasında kurban gidenlerden biri de William Ested’dir. Muma-ileyhin (adı geçen kişinin) vefatı bütün cihan gazetecilik alemi için bir ziya-ı azimdir (büyük bir kayıptır).

Haberekibi.com/ Emre Gül


Etiketler; #titanic
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ibrahim Çaycı - 3 ay önce
Eline sağlık, hem Osmanlıcamızı geliştiren hem de döneme dair bilgiler aktaran şahane bi yazı olmuş...
Avatar
Engin Gül - 3 ay önce
Yaşananlarla yapılan film farkliymis