Fransa, Anadolu’da da soykırım yapmıştı!

Hatay, Antep, Adana, Maraş ve Urfa çevresinde, “Fransız askeri üniforması giymiş Ermeniler” tarafından katliam ve soykırım yapıldı. Özellikle 1918-1920 yılları arasında bu bölgelerde Fransızlardan destek ve cesaret alan Ermenilerin, Müslümanlara yönelik saldırılarına ilişkin yüzlerce yazışma, rapor ve protesto bildirileri arşivlerdeki yerini alarak tarihe geçti.

Fransa, Anadolu’da da soykırım yapmıştı!
14 Nisan 2019 Pazar 13:15

I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı topraklarının işgal ve paylaşımına yol açan “Mondros Mütarekesi”, 30 Ekim 1918’de imzalandı. Bir ateşkes anlaşması olan bu belgenin 24. maddesinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis başta olmak üzere çevre bölgeler, “Ermeni Vilayetleri” olarak nitelendirilerek, buralarda herhangi bir karışıklık çıkması durumda İtilaf güçlerine işgal hakkı tanındı.

Nitekim ateşkes anlaşmasına dayanılarak ilk aşamada Hatay, Antep, Adana, Maraş ve Urfa Fransızlar tarafından işgal edilmeye başlandı. Bu işgaller sırasında yaşanan zulüm, gasp, yaralama, katliam, tecavüz ve soykırım gibi birçok olay yaşandı. Bu olayların merkezinde ise Fransız askerleri başta olmak üzere, onların koruması ve desteği altındaki “Fransız askeri üniforması giymiş Ermeniler” vardı. Özellikle 1918-1920 yılları arasında bu bölgelerde Fransızlardan destek ve cesaret alan Ermenilerin Müslümanlara yönelik saldırılarına ilişkin Osmanlı mülki ve askeri birimlerinin yüzlerce yazışma, rapor ve protesto bildirileri arşivlerdeki yerini aldı.

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün 66 numaralı yayını olan ve üç ciltten oluşan “Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Fransız İlişkileri” isimli çalışmada gözler önüne serilen manzara, Fransızların Türk-Müslüman düşmanlığını kanıtlar nitelikteydi. İşgal bölgelerindeki Osmanlı asker, jandarma ve kolluk kuvvetlerini boşaltan Fransızlar, “Fransız üniforması ve silahlarıyla donatılmış Ermenileri” Türk-Müslüman ahali üzerine salarak, yapılan saldırı, katliam ve soykırıma çanak tutup destek oldu.

Bölgeden gönderilen bir yazıda belirtildiği üzere “Adana vilayetini İtilaf Devletleri adına işgal eden Fransız işgal kuvvetleri askerinin büyük bir kısmı Fransız üniforması giyen, Adana vilayet merkezi ve bağlı yerlerdeki Ermeni ahaliden olduklarından intikam almak ve memlekette bir karışıklık çıkararak milletlerinin yararlanmalarını sağlamak amacıyla her çeşit mezalimi yapmaktan geri durmamaktadırlar. Ermeniler Fransa askeri içinde bulunduğu sürece sorun çıkarmaktan çekinmeyeceklerdir. Bu konuda şimdiye kadar meydana gelen tecavüz ve gasp olayları buna delildir.” denilerek durum özetlenmekteydi.

Fransız desteği ve üniformasıyla Ermeniler tarafından işlenen “soykırım” başta olmak üzere gerçekleştirilen mezalimlerden bazıları şöyleydi: “Müfrezeler, gruplar, çeteler ve kişiler eliyle ev basma, eşya ve para gaspı, dayak, hakaret, küfür, cinayet, yaralama, yağma, tehdit, tutukluları serbest bırakma, işkence, devlet, tapu ve mahkeme evraklarını imha etme, kundaklama, yol kesme, hırsızlık, burun ve parmak kesme, boğazlama suretinde vahşice öldürme, kurşuna dizme, tecavüz vs.”

İnsanlarla birlikte öküz, inek, koyun, keçi, sığır, at gibi Müslümanlara ait hayvanları bile öldürmekten çekinmeyen Ermenilere karşı bir Osmanlı yetkilisinin şu satırları yaşanan üzüntü ve çaresizliği tüm çıplaklığı ile yansıtmaktaydı: “Emrinize uyarak yola çıkmayı erteleyip işlerin yürütülmesine gayret gösteriyorum. İnsan gücünün yettiği kadar hükümetin ve ahalinin haklarını korumaya ve işgal kuvvetlerinin Ermenilerden ve içi intikam hırsıyla dolu olanlardan daha doğrusu caniler ve adi suçlulardan oluşan askerlerin yapmak istedikleri zulüm ve hunharlığın önünü almaya ve işledikleri cinayetlerin artmamasına çalışıyorum. Fakat vilayetin vaziyeti gittikçe kuşkulu olmaktan çıkıp bilinmeze, daha doğrusu her türlü bağlantısı kesilip yok edilmeye doğru gidiyor. Takip edilecek hareket tarzı şüpheli bir şekilde bile olsa belirlenemiyor. Askerleri sırf Ermenilerden ibaret bulunan Fransız işgal kuvvetlerine ilave olarak şimdi de bir İngiliz generali kumandasında üç dört bin neferden oluşan bir İngiliz kuvveti gelmek üzeredir.”

Bütün bunların yanında Ermeniler, İslam’a ve kutsal sayılan değerlerine küfretmeyi adet haline getirmişler, hatta Adana-Yumurtalık Kazası’nın Kurtkulağı Köyü’nde 6-7 ay boyunca ezan okunmasını bile engellemişlerdi. Anadolu’daki Fransız destekli Ermeni mezalim ve soykırımı, bir Osmanlı arşiv belgesinde şu satırlarla aktarılmıştı:

Darende Kaymakamlığı’nın 13 Kasım 1919 tarihli yazısının suretidir.

Daha önceki 11 Kasım 1919 tarihli özel yazıma ektir. Maraş’ta İngiliz askerlerin yerine geçmek için dört makinalı tüfekle Maraş’a gelen Fransız askerlerini Maraş Ermenileri, ellerinde bayraklar ve süslü elbiseleriyle karşılamışlardır. Şehir içerisinde “Yaşasın Kilikya, Ermenistan! Kör olsun çekemeyenler!” diyerek gezmişlerdir. Ertesi gün beş Ermeni, Fransız askeri kıyafetinde hükümet dairesine giderek jandarma nöbetçisinden genelevlerin ve kızların nerede olduğunu sorarak kendilerine göstermelerini teklif etmişlerdir. Bunun üzerine nöbetçiler tarafından durum Maraş Jandarma Kumandanlığı’na bildirilmiş ve kumandan tarafından söz konusu kişiler hükümet dairesinden kovulmuşlardır. Bundan sonra Ermeniler çarşı içerisine girerek simitçi dükkanından simit alıp “Türklerin yedikleri bunlar mı ?” demişler, ayakları altına alıp çiğneyerek hakaret etmişlerdir. Aynı gün Fransız istihbarat Ermeni subayı hükümete gelerek çekilen Osmanlı sancağının indirilmesini ısrarla istemiştir. Diğer beş Ermeni asker de Müslüman polis ve jandarmalara rastgele sataşarak dövmeye kalkışmıştır. Çıkan çatışmaya katılan, jandarmalıktan ayrılma Çakmakçı Said kurşunla yaralanmış ve bu yaradan dolayı vefat etmiştir. Jandarmaların yaralandığı, kendilerinden de bir kişinin öldüğü, Ermeni askerlerinin de tertibat ve kuvvetlerini arttırmaya çalıştıkları gönderilen özel şahsın ifadesinden anlaşılmıştır. Bilgilerinize arz olunur.” 

Haberekibi.com/ Emre Gül

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ibrahim Çaycı - 3 ay önce
Urfada insanlar birbirine kızdığında hala "Ermeni" yada "Ermeni tohumu" derler.