Cevdet Tellioğlu yazdı, Binali Yıldırım uyguladı

Yaklaşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri öncesi adaylar son vaatlerini halkla paylaşıyor. Vaat konusunda bir hayli hızlı olan AK Parti'nin İBB adayı Binali Yıldırım, eğitim camiasını ve aileleri rahatlatacak bir sorunu belediyeler kanalı ile çözeceğini açıkladı.

Cevdet Tellioğlu yazdı, Binali Yıldırım uyguladı
12 Haziran 2019 Çarşamba 09:18

23 Haziran'da İstanbul'da yapılacak olan seçim için adaylar çalışmalarını sürdürüyor. Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, okullarda devrim niteliğinde bir projeyi açıkladı. Yıldırım İstanbul'da yer alan 3 bin 150 devlet okulunun temizliği, bakımı ve hizmetlerinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak üstleneceklerini duyurdu.

Gerekli istihdamın sağlanacağını ve maddi yükün belediyelerce karşılanacağını ifade eden Yıldırım'ın bu açıklaması Beyaz Masa'nın mucidi eğitimci yazar Cevdet Tellioğlu'nun "Milli Eğitim ve Yerel Yönetimlerden Öğretmenlere Destek" başlıklı yazısını akıllara getirdi.

Eğitim üzerine projeleri ile öne çıkan Cevdet Tellioğlu yazısında: "Bilinen gerçek şudur ki, milli eğitim müdürlüklerinin, yetkileri de yetileri de okulların fiziki koşullarının düzeltilmelerine yeterli değildir. Bu sebeple, eski okulların durumu bir yana, yeni yapılmış dahi olsalar, kısa zaman içeresinde çocuklarımız için sağlıksız bir ortamlara dönüştükleri, hepimizin bildiği bir sır durumundadır. Bu gerekçe ile yerel yönetimlerin, çoğunlukla gönüllü olarak yaptıkları gibi, okulların fiziki olarak aylık bakımını üstlenmeleri, bunu da periyodik görev olarak yapmaları, zorunlu olmalıdır. Efendim kaynak! Diyen olabilir. Biz yerel yönetim ile ciddi bağı olanlar, yerel yöneticiler bilir ki, bu kaynak her zaman vardır. " diyerek Binali Yıldırım'ın seçim vaadini eğitimci bir gözle aylar öncesinden kamuoyu ile paylaşmıştı. 

İşte Cevdet Tellioğlu'nun çok konuşulacak o yazısı:

Kaliteli bir öğrenim varsa, kaliteli öğretmenler var demektir. Kaliteli bir nesil için bir mücadele varsa, kaliteli öğretmenlerin var olması ve onların ayakta durabilmelerini sağlamak için de bir mücadele gerekiyor demektir.

Eğer, bir sonraki neslin, bir öncekinden daha iyi olmasını istiyorsak, bir sonraki nesli yetiştirecek öğretmenleri, bir öncekilerden iyi yetiştirmek, daha iyi koşullarda öğretmenlik yapmalarını sağlamak zorundayız. 

Ve bu görev, sadece benim de mensubu olduğum eğitim fakültelerinin, tek başına yapacağı iş değildir. 

Öğretmen olarak bu okullardan yetişmiş olmak, artık yeterli değildir. Bu insanların hayatları boyunca öğretmen olarak kalmalarını sağlamak, evlatlarımızın ve ülkemizin geleceği için elimizi taşın altına koymak, ülke olarak bizim sorumluluğumuzdur.

Öğretmen olarak kalmalarından kastım, salt derse girmeleri değil. 

Öğretmen olduklarını bulundukları yerde, insan yetiştirmenin tadını hissedebilmeleridir. Onların, gerekli saygı ve sevgiyi görebilmelerini sağlayabilmektir. 

Hem geleceğinizi emanet edeceğiniz evladınızı ona emanet edecek, hem de gerekli sevgiyi, saygıyı, özveriyi göstermeyeceksiniz, bu müthiş bir tezattır ve bu tezat asla doğru sonucu doğurmaz. Doğurmadığını da hep birlikte müşahade etmekteyiz.

Öğretmen yerel yönetimlerde, öğretmen kimliği ile olmalıdır

Bir öğretmen bulunduğu ilçenin yerel yönetimlerinde mutlaka istişare komitelerinde yer almalıdır. Yerel yönetimler eğer ilçelerindeki çocukların, yani kendi çocuklarının geleceklerini düşünüyorlar ise kendi personeli gibi, tüm belediye imkanlarından öğretmenlerin de yararlanmalarına zemin oluşturmalıdır. 

Onların, dünyayı takip edebilmeleri için, belediyelerde öğretmen dinlence ve gelişim odaları açmalıdır. 

Buralara, bedeli yerel yönetimce karşılanarak, zaman zaman farklı eğitimciler, yöneticilerin getirilmesi ile, öğretmenlerimizin hayat boyu öğrenme düsturuna ayak uydurmalarına destek oluşturulmalıdır. 

Okullarımızın fiziki koşullarının iyi olmasında sürdürülebilirlik yoktur

Bilinen gerçek şudur ki, milli eğitim müdürlüklerinin, yetkileri de yetileri de okulların fiziki koşullarının düzeltilmelerine yeterli değildir. 

Bu sebeple, eski okulların durumu bir yana, yeni yapılmış dahi olsalar, kısa zaman içeresinde çocuklarımız için sağlıksız bir ortamlara dönüştükleri, hepimizin bildiği bir sır durumundadır. 

Bu gerekçe ile yerel yönetimlerin, çoğunlukla gönüllü olarak yaptıkları gibi, okulların fiziki olarak aylık bakımını üstlenmeleri, bunu da periyodik görev olarak yapmaları, zorunlu olmalıdır. Efendim kaynak! Diyen olabilir. Biz yerel yönetim ile ciddi bağı olanlar, yerel yöneticiler bilir ki, bu kaynak her zaman vardır. 

Yerel yönetimlerin, (ilçe, kaymakamlık) koordinasyonu ile sosyal bütünleşmeyi sağlamaları, büyükaile sosyal bütünleşme anlayışı ile hareket etmeleri gerekli bir zorunluluktur. Ve mükemmel bir çözüm yoludur.

Sosyal bütünleşme kapsamında, sağlık bakanlığı ile koordine halinde, evlatlarımızın sağlık ve hijyen bakımından kontrol ve takibi de yine yerel yönetimlerin, koordinasyonu ve lojistiğinde yapılmalıdır. (Bunun yapılabilirliği Balıkesir’de Valilik ve Belediye protokolü ile büyükaile Sosyal Bütünleşme Çalışmasında yerel yönetimler ve ilgili tüm başkanlıklar, muhtarlıklar, STK’lar ve müdürlüklerin ortak çalışması ile ispat edilmiştir.)* Yeni nesil için bunu yapmak zorundayız. 

Bunu yapmayan bir yerel yönetimin, çocuklarının geleceğinden, ülkenin geleceğinden bahsetmesini anlamak da, anladığını söyleyeni dinlemek de, bana göre safdillik olur.

Çünkü , yerel yönetimler bunu yapabilecek güçtedirler ve rutinin dışında, bundan daha önemli görevleri de yoktur. 

Anneler okula bebeler belediyeye

Bir anneye, sık sık okula git demek, onun evdeki küçük çocuklarını hesap etmemek, doğruya yanlış bir yolla ulaşmaya çalışmak olacaktır. 

Eğer bir annenin, nesillerin geleceği, ülkenin geleceği adına, okuldaki çocuğu ile daha çok ilgilenmesini, etkinliklere katılarak, sağlıklı bir eğitim sürecine katkı sunmasını istiyorsak, o anneye okulda bulunacağı süre içerisinde evdeki evlatlarını ücretsiz olarak bırakabileceği bir bakım alanı sunmak durumundayız. 

Bunu açmak, gönüllü sistemi burada devreye almak, profesyonel çalışanlarla mecz edebilecek şekilde yapılmasını yerel yönetimlerden istemek, sanırım çok büyük bir talep olmayacaktır.  

Böylece okuldaki çocukları ile daha fazla ilgilenen anne baba yapısını, ülkemizde de sıradanlaştırmış, karanlığa bir mum daha yakmış oluruz.

Öğretmen, yerel yönetimde de ayrıcalıklıdır

Yerel yönetimlerin öğretmenler için ayrıcalıklar oluşturması, onların, belediye hizmetlerinden mümkün olanlardan ücretsiz yararlanabilmesinin sağlanması zor değildir.

Bunun yanısıra, yerel yöneticiler desteği ile belediye dışı alanlarda da indirimli alışveriş yapabilmelerini sağlamak, protokollerde olmalarına destek olmak, saygınlıklarına katkı sağlamak için yapabilecekleri, onlar için minik, ama geleceğimiz olan çocuklarımıza yansıması ile çok büyük olumlu katkıya ulaştıran dokunuşlar olacaktır. 

Sayın yerel yöneticilerimiz! 

Öğretmenler kutsaldır diyoruz ya! Bu onların yaptıkları işten kaynaklandığını unutmayalım. 

Mesela  bugün, sizin evladınız onun sırasında değilse dahi belki de, gelecekteki damadınız, gelininiz, başkanınız, başbakanınız, kaymakam veya valiniz ya da ev sahibiniz, bakkalınız, manavınız, torunlarınızın öğretmeni ya da doktoru, onun sıralarında, onun eğitiminden geçmektedir. Bir öğretmenin hangi ruh hali ile onu yetiştirmesini istersiniz, ona bu ruh halini yaşayabileceği ortamı, saygınlığı veriyor muyuz, bir düşünün? 

Üniversitelerimiz öğretmenlerimize destek olmalı

Bir önemli konu da ilçe ya da ilimizdeki üniversiteler ile öğretmenlerimizi entegre edecek, sempozyumları, çalıştayları, seminerleri hazırlamak, çocuklarımıza destek çalışmaları yaptırmaktır. Bunun da yerel yönetimlerimizin koordinasyonunda, yöneticilerimiz ile birlikte üniversitelerimizin yapabilecekleri, halkımızın da takip, destek ve şehadeti ile yürüteceği sıradan ve sürdürülebilir çalışmalar olacağı ortadadır. 

Öğretmenin yaşam kalitesi eğitim kalitemize yansır

Bakanlık ve ülke olarak genelde, yerel yönetimler olarak da bölgede, öğretmenlerimize verilecek destek sonucunda, yaşam kaliteleri ile birlikte eğitimde performanslarını arttırmak da, takip etmek de mümkündür. 

Sadece niyet. Biraz da samimiyet.

*Marmara üniversitesi sosyal bilimler, Halkla ilişkiler ana bilim dalı, Cevdet Tellioğlu BüyükAile Sosyal Bütünleşme ve Balıkesir Örneği, yüksek lisans tez çalışması

YAZI İÇİN TIKLAYINIZ

Haberekibi.com

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zühal Asma - 5 ay önce
Tebrikler C.Beg.Ülkemize oldukça yararli ve Genel olarak Cok gerekli birkonu.Fakat Velilerin de Azami yardim ve destekleri gerekicek gibi!