BüyükAile ile Yerel Yönetimde Bir Devrim mi Başlıyor?

2009 Yerel Seçimleri öncesinde, BüyükAile adı verilen alternatif yerel yönetim modeliyle tanıştık. “Beyaz Masa” ve “Beyaz Örtü” projelerinin de sahibi olan Cevdet Tellioğlu’nun; ulusal, tarihsel ve uluslararası çalışmalarla, 7 yıl gibi bir sürede geliştirdiği BüyükAile yöntemine dayalı, BüyükAile Yerelden Yönetim Modeli; yerel yönetimler için tümüyle yenilikçi olmasına rağmen, işleyişi basit ve etki gücü yüksek, modüler olarak da farklı yerel yönetimlerde farklı modülleri denenmiş olan bir yönetişim modeli. 

BüyükAile ile Yerel Yönetimde Bir Devrim mi Başlıyor?
03 Aralık 2018 Pazartesi 14:54

BüyükAile ile Yerel Yönetimde Bir Devrim mi Başlıyor?
İlgili Galeriye Git

Halkın ihtiyaçları, etik değerler, bilimsel ve tarihsel gerçekler ışığında modellenen BüyükAile yöntemi ile yapılacak belediyeciliğinin sosyal hedefi; genç, yaşlı, çocuk, tüm vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek. Onları kararlara katmak. Projenin ekonomik açılımlarında ise “şehirde, açlık sınırının altında vatandaş kalmaması” ön koşuluyla; “ortak kaynakların; eşit şartlarda, eşit paylaşımı” ve “girişimde fırsat eşitliği” ilkeleri benimseniyor. Son zamanlarda sosyal medyada sıkça yer alan proje hakkındaki sorularımızı; sistemin kurucusu olan Sn. Cevdet Tellioğlu’na yönelttik.

cevdet tellioğlu ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle sormak isterim, BüyükAile nedir?

Büyük aile bir yönetim ve topluluk geliştirme yöntemidir. Aynı zamanda bir yaklaşım tarzı ve yönetim felsefesini içermektedir. Büyük aile yönetim sistemi her türlü bütünleşik insan çabasının yönetilmesinde ve o topluluğun bir sonuç üretmeye yönlendirilmesinde veya proje uygulamalarında kullanılabilir.

'Ana amaç insanların çabasını bütünleştirmek'

Sosyolog Dr. Ali Arslan’ın yorumu ile, “Kaplan ve Norton’un stratejiyi merkeze alarak oluşturduğu anlayıştaki gibi Büyük Aile Yönetim ve Geliştirme Sisteminde her türlü insan çabasının bütünleştirilmesi amacı ile kullanılabilmektedir. BüyükAilede ana amaç her türlü insan çabasını bütünleştirmek ve hangi amaç ve hedef uğruna çalışılıyorsa orada sosyal bütünleşme sağlanmaya ve enerjinin vizyon doğrultusunda yoğunlaşmasını sağlamak, etkinlik ve verimliliği artırmaktır. BüyükAile; ortak hedefe dönük ekip ve otokontrol, şeffaf süreçle, anlık katılım ve iletişimi önceleyen paydaş koordinasyonu, değişken liderlik yapısı ve bireysel/grupsal pekiştirmeye dayalı eğitimle oluşan, yönetim ve projelere zemin olan, paydaşlar ve hedef kitle menfaatlerini aynı düzlemde birleştiren bir sistemdir, bir yöntemdir.”


       
Büyük Aile Modeli'nin Yerel Yönetimde kullanılmasının temeli hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
 
BüyükAile yerelden yönetim modeli oluşturma süreci; üretimi ya da hizmeti ile belirgin bir kooperatifin oluşturulması ile halkın bu kooperatife üye olması ile başlıyor. Ardından, belediyenin altın hisseye sahip olduğu bir anonim şirket kurmasıyla devam ediyor.

Belediye başkanının veya temsilcisinin, CEO'su olacağı bu şirketin yönetim kurulu; bölgedeki sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve muhtarlar arasından seçilen temsilcilerden oluşuyor.

%10'u belediyeye ait olacak olan bu şirketin, %45'i, seçim döneminde, belediye sınırları içindeki vatandaşlara dağıtılacak şekilde kooperatife ve diğer %45’i ise üretimi yapılacak olan ürün ya da hizmetin, profesyonelce yönetimini yürütecek sermaye sahibine ait oluyor. 

Her ev ve işyeri, kooperatif üzerinden sadece bir kuruş ödeyerek, bu şirketin hissedarı, ortağı oluyor.
 
Bu kooperatif; binlerce ortağının, belediyenin, hissedarın gücünü arkasına alarak, ürün ve hizmet sağlayan firmalarla anlaşmalar yapıyor. Şirket ortağı olan aileler ve iş yeri sahipleri, kendilerine verilecek aidiyet kartıyla; gıda, giyim, yakıt,enerji v.b. alışverişlerinde indirim kazanıyorlar.

Belediye, vatandaş için, benzini bile bu yolla ucuzlatıyor. Bu indirimlerden elde edilen bireysel kazancın bir bölümünün aktarıldığı sosyal sorumluluk projesi olan ve denetimi halkın, belediyenin, kaymakamlığın, üniversitenin elinde olan, muhtarların öncülüğünde yürüyen Nuh'un Gemisi'yle, şehirde hiç kimsenin aç kalması mümkün olmaz hale geliyor.

VATANDAŞ SÜREKLİ GELİRE SAHİP OLUYOR

Belediye ile halkın ortaklıktan doğan indirimlerden ve toplu alımlardan oluşan kazanç, aidiyet kartı indirimleriyle sınırlı kalmıyor. Halkın ve belediyenin birlikte olduğu kooperatifin denetiminde, ihale yolu ile profesyonel şirketlere yaptırılan: Otopark, toplu taşıma, alışveriş, spor, eğitim ve eğlence merkezleri gibi işletmelerin yapımı süresince kontrolör olarak yer alan vatandaş kooperatifi, ihalelerden oluşan bir gelir sahibi oluyor. Ayrıca, kooperatifin biraz önce bahsettiğim şekilde bu şirketin gelirine ortak olması yolu ile de belediyeye ait yerlerin işletmelerinden vatandaşın sürekli bir gelire sahip olmasını sağlıyor. Kooperatif vasıtası ile vatandaş, BüyükAile modeli ile kumbarasında biriken geliri oluyor.

Kooperatifin ortaklığı yöntemi ile köyden, kentten, farklı büyüklüklerdeki işletmeler; coğrafi sınırları aşan ekonomik birliktelikler kurabiliyorlar. Bu ortak girişimlerin, teminat karşılığı belediye ve STK'lar ve Üniversiteler kontrolünde, halkın ortağı olan şirket onayı ile aktarılan sermayeyle geliştirdikleri dünya markalarının, tabana yayıldığı sistemde; tüm paydaşlar; üretim, satış ve tüketimden kazanıyorlar. Küçük üretici de evinden, köyünden göç etmek zorunda kalmadan, hakkı olan kazancı elde edebiliyor.

ÜRETİME KATILAN HERKESE İŞ İMKANI

BüyükAile yerelden yönetim belediyesi; eğitim ve istihdam konularında da çözümler üretiyor. Şehir enstitülerinde, uluslararası projelerde çalışabilecek nitelikte bilişim uzmanları, fırsat eşitliği sağlayacak şekilde gelecek eğitime hazır öğrenciler yetiştiriliyor. Emekliler, deneyimlerini kazanca dönüştürebiliyorlar. Üretime katılmak isteyen herkese tam veya yarı zamanlı iş fırsatları oluşturuluyor.

Projenin en önemli özelliklerinden biri de “Şeffaf Süreç Yönetimiyle”, belediyedeki ihale yolsuzluklarının önlenecek olması. Şeffaf süreç yönetimi; il ve ilçenin tüm olanaklarının halk için kullanılması, vatandaşın belediyesini ve yaşadığı bölgeyi sahiplenmesi ve temiz toplum bilincinin gelişmesi gibi olumlu sonuçlar da doğuruyor.
 
Herkesin aklındaki soruyu sormak istiyorum. Her kesimin faydalanacağı bu sistem veya bir benzeri, neden daha önce hiç denenmedi? Gerçekten uygulaması kolay mı?

İnanmak güç, biliyorum ama gerçekten bu kadar kolay...

Bundan 20-25 yıl öncesine kadar tüplü televizyonlar vardı. Sonrasında, LCD, plazma, Blu-ray, 3 boyutlu TV derken; Hologram sistemlerden söz eder olduk.

Bir diğer örnek de internet... İstediğimiz her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşabiliyor; dünyanın diğer ucunda, Amerika'daki, Çin'deki biriyle, karşılıklı oturup aynı odanın içinde gibi konuşabiliyoruz.

Çok değil 20 yıl önce bunlardan bizlere bahsedilseydi, hayal derdik. Ama şu anda hepsi günlük hayatımızın birer parçası haline geldi. Bunun gibi nice gelişim örnekleri bize, gerekli olan şeyin zihin devrimi, bilimsel temelli çalışma ve inanç olduğunu gösteriyor.

BüyükAile; dünyanın farklı yerlerinde uygulanmakta olan, insanlara fayda sağlayan birçok bağımsız sistemden örnekler içeren ve Türkiye koşullarına uygun olarak hazırlanan ve projeyi kamuoyuna açtıktan sonra da bir çok yerel yönetimin birçok parçasını uyguladığı, bazı konularının tam modüllerinin uygulanarak, ödüller kazandığı bir model. 

KENDİ BÜTÇESİNİ KENDİ OLUŞTURUYOR

Sistemin işleyişi kolay; uygulanabilirliği için herhangi bir yasal düzenleme gerektirmiyor; kendi bütçesini kendi oluşturuyor. Geriye, hep birlikte inanmak ve bu sistemi uygulamak kalıyor.

Diyelim ki halkın bir kısmı ortak olmak istemedi veya sivil toplum kuruluşlarının bir kısmı temsilci göndermedi. Bu durumda, sistemin işleyişini nasıl sağlayacaksınız? Hak sahipleri sonradan katılım sağlayabilecekler mi?

BüyükAile elbette ki tam demokratik bir sistem. Katılım zorunlu olmayacak. Şirket ortaklarına sağlanan avantajlar, meydanlardakı videoboardlardan duyuruldukça;

* Ortaklara aidiyet kartı modeli ile uygulanan indirimlerden,
* Sağlanan özel eğitimlerden,
* İhale ve sabit gelirlerden alınan paylar ve/veya gelirlerden oluşan şirketlere hissedarlıklardan,
* Üretimden oluşan gelir,marka e ihracaat gelirlerinden,
* Nuh'un Gemisi'nin sistematik yardımlarından

faydalanmak isteyen, henüz ortak olmamış vatandaşların da kendi yararlarını düşünerek, katılım sağlayacaklarından şüphe duymuyoruz.

Başlangıçta, ilçemizdeki tüm ev ve işyerlerinin üyeliklerin ayırmış ve belediye kontrolüne almış olduğumuz için, vatandaşlar, sistem işlemeye başladıktan sonra da üyelik ya da ortaklık için başvurabilecekler.

Emin olduğumuz şu ki; BüyükAile Yerelden yönetim modelinin, en azından her haneden bir kişi tarafından duyulmasını sağlayabilirsek, başlangıçtaki katılım oranı çok yüksek olacaktır. Sistemin işleyişi, internet sitesindeki sunumlarda ve proje tanıtım kitapçıklarında net bir şekilde anlatıldığı için; vatandaş, nasıl bir sisteme dahil olduğunu baştan bilecek ve güven sorunu yaşamayacak.

Sivil toplum kuruluşları için de benzer bir durum söz konusudur. Sistem hakkında yeterli bilgisi olan STK temsilcilerinin, kentin denetiminde yetki sahibi olmak istememeleri, çok düşük bir olasılıktır.

Biz STK'ların çok renkliliğinin faydasına inanıyoruz. Şu anda bırakın yetki sahibi olmayı; bir çoğunun kendilerine ait bir mekanları yok veya olanların bir kısmı da masrafları karşılamakta zorlanıyorlar. Bu nedenle; yönetime katılmak isteyen, istemeyen ayırt etmeden; ilçemizdeki STK'ları aynı çatı altında toplayacak ve her birine, bu proje ile ücretsiz olarak faaliyet alanları sağlamış olacağız.

Kuruluş aşamasında katılıma sıcak bakmayan, az sayıdaki sivil toplum kuruluşunun temsilcilerinin de; din, mezhep, ırk, etnik köken, ideoloji veya siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin, eşit katılımı benimseyen ve halka fayda sağlayan bu sisteme dahil olmak isteyeceklerine inanıyoruz. Söz konusu STK'lar; kuruluş aşamasından sonra da yönetime katılım için talepte bulunabilecekler.

Kooperatif ortaklarına ciddi indirimler kazandıracak anlaşmalar yapılacağını ve buradaki kazancın bir kısmının Nuh'un Gemisi projesine aktarılacağını söylüyorsunuz. Burada halkın kazancı ve yoksul vatandaşlara yapılacak yardımla ilgili somut bir örnek verebilir misiniz?

Okuyucularımızın daha iyi anlayabilmeleri için orta ölçekli bir ilçe belediyesi üzerinden gidelim. Okuyucularımız bunu, il ya da büyükşehir belediyesine, zihinlerinde uyarlayacaklardır.

250.000 nüfuslu bir ilçede, belediye tarafından kurulacak olan ilçe kooperatif'i örnek olarak alalım;

Bu ilçe kurulacak kooperatifin, ilçedeki hane ve işyerlerinin toplamı kadar, yani ortalama, 60.000 üyesi olsun,

60.000 ortaklı kooperatifimizin, 20.000 aracı olduğunu varsayalım,

Serbest rekabet kuralları içerisinde, herhangi bir akaryakıt firmasıyla yapılan anlaşmayla, 1000 araçlı bir şirketin; %9'a kadar indirim alabildiğini biliyoruz. Bu durumda, 20.000 araca sahip olan İlçe kooperatifinin ortaklık ve aidiyet kartlarına  uygulanacak indirim oranı %9'dan düşük olmayacaktır.

Bu da reelde, ilçe halkının kullandığı benzin-mazot fiyatlarının düşmesi demektir.

Piyasadaki farklı kartlarla, farklı sektörlerde; %1- %30 arasında indirimler sağlanabildiğini de biliyoruz. Öyleyse, kooperatif üyeleri, aidiyet kartlarıyla; yakıt dışında, gıda, giyim, mobilya, sağlık, eğitim, seyahat v.b. tüm ürün ve hizmet alımlarında bu oranlarda indirim alabileceklerdir. Bunun takipçisi de yerel yönetim olacaktır.

Aidiyet kartı indirimlerinden sağlanan kazancın, ortalama %13 olduğunu varsayalım. Bu kazancın %10'u, uygulanan indirimlerle, direkt olarak ilçe halkının cebine gidecek. %3'ü ise Nuh'un Gemisi'ne aktarılacak. Şimdi aylık harcamalar üzerinden bir hesap yapalım.

Türkiye'de kişi başına gelirin devlet verilerine göre 500 doların altında olmamasına rağmen biz, ilçenin kişi başına aylık harcamasını ortalama 500 TL olarak kabul edelim. Bu durumda, 250.000 nüfuslu ilçede, ayda harcanan toplam para 125.000.000 TL'dir. Bu harcamaların yaklaşık 50.000.000 TL.lik kısmı aidiyet kartları üzerinden yapılacak demektir.

Bu durumda, ilçe halkı, kartla yaptıkları alışverişlerden, yılda 60.000.000 TL kazanırken; burada yaşayan yoksul vatandaşlara ise 18.000.000 TL aktarılacaktır. Bu büyüklükte bir ilçenin kaymakamlık fonlarının bile, en fazla, yıllık 500.000 - 2.000.000 TL civarında olduğunu düşünürseniz, burada oluşturulan değerin büyüklüğünü daha iyi görebilirsiniz.

Diyelim ki, yoksul vatandaşlar için, 18.000.000 TL Nuh'un Gemisi'nden, 500.000 TL de İlçe Kaymakamlığı'ndan olmak üzere 18.500.000 TL.lik bir kaynak oluşturuldu; bu yardımların dağıtımı nasıl yapılacak?

Muhtarlar; mahallelerinde, açlık sınırının altında yaşamaya çalışan; işsizleri, yetimleri, şehit ailelerini, gazileri, bakıma muhtaç kimseleri saptayarak, yardımları ulaştıracak süreci başlatacak. Belediye araştırması, STK onayı ve nihayet muhtarın "sorumlu evet"i ile bu insanlar destek alabilecektir.

Bu vatandaşlardan, iş gücüne sahip olanların, sistem içinde istihdam edilene kadar desteklenmesi; diğer vatandaşların mağduriyetlerinin ise mahçup edilmeden, sistematik olarak giderilmesinden muhtarlar sorumlu olacak.

Çoğunlukla hizmet binası olmayan veya olan binasının giderlerini karşılayamayan muhtarlar; ilçe kooperatifi'nin maaşlı, mahalle yöneticileri olacaklar.

Peki, bu ilçe kooperatifi belirli bir hizmet veya ürün için tek bir firma ile anlaşılırsa, tekelleşme söz konusu olmaz mı? Ya da ilçe kooperatifinin ortağı olan esnafa, mal veya hizmet sağlayan büyük tedarikçiler birlikte karar alır ve indirim yapmazlarsa ne olur?

Her ürün ve hizmet için tek bir firmayla anlaşma yapılması söz konusu değildir. Sisteme üye olan firmalar, hangi ürün ve hizmetler için, ne oranda indirim önerdiklerini sistem üzerinden, yani anlık iletişim ile ekranlar üzerinden duyuracaklar. 

Üyeler, kendilerine sağlanan indirimleri internet üzerinden takip edebilecekler. Belirli bir ürün veya hizmet için, daha avantajlı olan teklif veya teklifler ise internete ek olarak videoboardlarda da yayımlanacak.

Örneğin; bir akaryakıt firması, sürekli değişkenlik sağlayabilecek şekilde, otoyakıtta %13 indirim sağlarken, diğeri %12, bir diğeri %11 sağlıyorsa; %13'lük indirim sağlayan firmanın teklifi videoboardlarda yayımlanacak ama diğer tekliflere de internetten ulaşılabilecek. Vatandaş, %12'lik indirim sağlayan firmanın hizmetinden daha memnun olup, onu da tercih edebileceğinden tekelleşme söz konusu olmayacaktır.

Tedarikçilerin kendi aralarında birleşerek, ilçeye indirim yapmaması ise; serbest rekabet şartlarında mümkün olmayan bir varsayımdır. Ancak diyelim ki bir süreliğine böyle bir durum oldu. Bu durum, kentte yeni firmaların türemesi, yeni zenginlerin oluşması anlamını taşır. Çünkü piyasa boşluk kabul etmez. Bu şekilde, küçüklerin büyüme süresi de hızlanmış olur.

Esnaflara yönelik, büyük bir ticaret hacminden söz ediyoruz. Bu durumda, tedarikçilerle indirim pazarlığı yapanlar kendilerine şahsi bir çıkar sağlamazlar mı? Bunu nasıl denetlemeyi düşünüyorsunuz?

İlçe kooperatifi görevlileri; ortaklara indirimli ürün satmak isteyen tedarikçileri sisteme dahil eden anlaşmaları yaparlar. Sonraki süreçte; bu tedarikçilerin, sisteme giriş yaparak, ürün ve hizmet bazında önerdikleri indirim oranları direkt olarak, üye olan esnaflara duyurulur. Tedarikçi; sisteme üye olurken veya indirim oranı önerirken görevlilerle pazarlık yapmadığı için, şahsi çıkar sağlanması söz konusu değildir.

Bununla birlikte; sistemde oluşacak marka ve ihracaatı konuları, sonraki etaplarda dahil edilecek olan; Üniversite katılımılı Markadaş adlı yapı tarafından denetlenecek ve ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilecektir.

Markadaş; üniversiteden uzmanların, halkın ortak olduğu kooperatif yönetiminin ve profesyonel bağımsız kurum temsilcilerinin dahil olduğu, karma bir denetleme ve sorumluluk yapısıdır.

İndirim pazarlığındaki yolsuzluk olasılığını ortadan kaldırdınız. Peki, ihale yolsuzluklarını tarihe gömme iddianızı nasıl gerçekleştireceksiniz? Nedir şeffaf süreç yönetimi?

Belediyenin tüm ihale süreçleri; mahallelere yerleştirilen dev ekranlardan eş zamanlı olarak yayımlanarak, şeffaflaşıyor.

Bugüne kadar uygulanan şeffaflık anlayışından farklı olarak, sadece sonuçların değil karar aşamalarının da halkla paylaşıldığı “Şeffaf süreçte”; ihale öncesindeki hazırlık döneminden, işin teslim ve kabulüne kadar tüm aşamalar halkın gözünün önünde gerçekleşiyor.

Şeffaflık ihalelerle de sınırlı kalmıyor... İmara açılacak alanlar, yeni yol yapımı, çevre düzenlemeleri gibi belediye tarafından verilen ve halkı etkileyen her türlü karar; henüz fikir aşamasındayken, yönetimde tartışılmaktayken; yalnızca şirket ortaklarının giriş yapabildiği kapalı mekanlardaki dev ekranlardan izlenebiliyor. özel uygulamalar ile kooperatif ortaklarına bilgi veriliyor ve onay alınıyor. Bu da halkın doğrudan yönetime katılmasını sürdürülebilir hale getiriyor.

“Şeffaf Koridor” adı verdiğimiz bölüm ile; imar alanı rantı ortadan kalkıyor ve vatandaş; hatalı olduğunu düşündüğü bir girişimin kararı alınmadan önce itiraz edebildiği gibi, belediye ve şirketlerinin kasa hareketlerini, Şeffaf Koridor zeminlerinde ekranından takip ederek, “Şeffaf Süreç Denetimindeki belediyeciliğin” de garantisi oluyor.

İmar konusu geçmişken; vatandaşın konut edinebilmesi ve gecekonduların durumuyla ilgili eylem planınızdan da söz eder misiniz?

Halkın satın alabileceği koşullarda ve ihtiyacı karşılayacak miktarda konut sağlanması için, kentsel dönüşüm projesi Galaksi Sistem ile; alt ve üst yapısıyla birlikte, yaşanabilir özellikleri ile modern bir kent dokusu oluşturmayı amaçlıyor. 

Bu sistemle; ilçe kooperatifinin üyeleri, yerel yönetimin ürettiği arazilerde şirket ile anlaşmalı olan müteahhitlerin inşa ettiği çağdaş yaşam alanlarına da ortak olurken; “ilçedeki müteahhitler” ve  kentsel dönüşümün uygulandığı bölgelerdeki konut sahipleri, kazanç sağlıyor; vatandaş da kira öder gibi ev sahibi oluyor.

Galaksi Sistem; her seçim öncesinde oyu değerli vatandaş olup, seçim sonrasındasında işgalciye dönüşen ve ağır şartlardaki ecrimisil ödemeleriyle ezilen gecekondu sakinlerinin sorununu da kademeli olarak çözüyor. 

Öncelikle; ecrimisil ödemesinin, en düşük değerden ve en uygun şartlarda yapılmasını sağlamakla başlayıp; uzun vadede ise kooperatif ve hissedarı olacağı ilçe A.Ş.nin, halkın kullandığı gecekondu arazilerininin kentsel dönüşüm yapısına uygun olmak kaydı ile gecekondu sahiplerine satmayı içeriyor. Bu sistemde, küçük parselli arsaların imar durumlarının mağduriyet oluşturması da engelleniyor.

Kira öder gibi ev sahibi olmak dediniz ama işsiz sayısının hızlıca arttığı günümüzde, vatandaşın kirasını ödemekte dahi zorlandığını biliyoruz. İstihdama yönelik çözümleriniz olduğundan söz ettiniz. Bunları biraz detaylandırabilir misiniz?

“Şehir Enstitülerinde”, gençlerimizi, üniversitelere hazırlamak üzere devletten maaşlı atanmamış öğretmenlere de destek olacak bir yaklaşımla, eğitirken ayrıca bir kısmını da bilişim uzmanları olarak yetiştireceğiz.

Bilişim konusunda sektörde tecrübe sahibi olan eğitmenlerden, pratik ağırlıklı bir eğitim alan gençlerimiz; krizlere rağmen büyümenin sürdüğü dünya bilişim sektöründe yerlerini alacaklar.

Vatandaşın, ürün ve hizmetlere kolayca ulaşabildiği çevrimiçi şehir ağının da mimarları olacak olan bu gençler, paydaşları ile birlikte dev bir bilişim kenti oluşturacaklar.

Yine, vatandaşların bir arada üretim yaptıkları “Üretim Peronları” ve montaj sanayini evlere sokan “Montaj Evleri” projeleriyle; üretime katılmak isteyen herkese eğitim verilerek, tam veya yarı zamanlı iş fırsatları oluşturulabilecektir.

Emekliler, evlerine en yakın üretim peronunda veya evlerinde, deneyimlerini kazanca dönüştürecek; aileler, sorumlu oldukları alanda birlikte üretip, gelir elde edebilecekler. Ev hanımları, evde üreten bireylere dönüşecek ve montaj sanayinin bir parçası olarak para kazanacaklar.

Gelir oluşturma bunlarla da sınırlı değil...

"Açık Pazar" projesiyle; bilgi ve yeteneğiniz olan alanlarda hizmet vererek veya sahip olduğunuz gayrimenkulü, kısa veya uzun bir dönem için kiraya vererek para kazanabilecek veya dilerseniz, oluşturduğunuz değerin karşılığında, ‘Açık Pazar’da var olan hizmetlerden birinden, örneğin bir eğitimden faydalanabileceksiniz.

Projeye dahil olan pazar dahilindeki, ilgili kiralama hizmetlerine aracı olan, emlak ofisleri, otomobil satıcıları ve kiralama şirketleri de kazanç elde edecekler.

Şu ana kadar anlattığınız her şey mantığa uygun ve uygulanabilir görünüyor. Neredeyse inceleyen herkesin, BüyükAile Yerelden Yönetim Modelinini mükemmel bir proje olarak değerlendirmesine rağmen, bir kısmının “bir hayal olarak kalır, uygulanmaz” demesinin nedeni nedir?
 
Buradaki, uygulanmaz sözü, projeyi halk ile buluşturduğumuz 2009 yılından beri, bir çok modülü uygulama ile kendisini ispat etmiştir.  O günden bu yana parça parça uygulamaya alanlar dahi, “yapılması mümkün ama birileri izin vermez”, anlamını taşıyor.

Uygulanmaz olduğuna ikna için çalışanlar, uygulandığında konumlarını kaybedecek, rant dağıtan ve sadece ranttan beslenen bir avuç "işi düzgün"dür. Buna inandırılmaya çalışanlar ise, değişime dair umudu kalmamış, eski düzenin devamının tek çare olduğuna zanneden ve sıkıntı içinde yaşayan, bir şekilde karneye bağlanmış vatandaşlardır.
 
Belirttiğimiz gibi model içindeki tüm sistemlerin uygulanabilirliği ayrı ayrı kanıtlanmış durumda. Üstelik ciddi ödüllerin de sahibi bir modelden bahsetmekteyiz. 

Başta da söylediğimiz gibi, tek ihtiyacımız olan, böyle köklü bir değişim için gereken güç ve cesareti sağlayacak "zihin devrimi"dir.
 
BüyükAile Yerelden Yönetim Modeli, zihin devrimiyle ile pahalılığın frenleneceğini; ilçede açlık sınırının altında vatandaş kalmayacağını, işsizliğin gittikçe azalacağını, isteyen herkesin üretime katılacağını, ev sahibi olmanın kolaylaşacağını ve yolsuzluğun ortadan kaldırılacağını anlıyoruz. Peki ya bildiğimiz anlamdaki il ve ilçe belediyeciliği?

Belediye başkanları, ekonomik durumumuzu iyileştirirken, yollarımızı kim yapacak?
 
Tabi ki belediye.

Orada değişen bir şey yok. Sadece takip, kontrol üst sınıra çıkıyor ve halkın kazancı sağlanıyor. Üstelik, şimdiye kadar söz ettiğimiz projelerin çoğunluğunda; ilçe kooperatifi ve ortak olduğu şirketler ile kendi bütçemizi kendimiz oluşturuyor, belediye bütçesine dokunmuyoruz, hatta bazı projelerde BüyükAile Yerelden Yönetim Modeli ile belediyeye kaynak bile sağlayabileceğiz.

İl ve ilçe belediyelerinin uyumlu çalışmaları ve maddi kaynak fazlasıyla uygulayacağımız belediyecilik projeleriyle;
 
* Hava, su, toprak ve gürültü kirliliğinden arınmış, çöp sorunu çözülmüş; temiz ve sağlıklı bir çevreye sahip;

* Yol, kavşak, tretuvar, yağmur ve su kanalları yetersizliği veya düzensizliği, dere yataklarının ıslahı gibi sorunların; bölgenin merkeze yakın veya uzak olması ayrımı gözetilmeksizin, hızlıca çözüldüğü;

* Toplu taşıma, özel taşıtlar, yayalar ve bisikletlilerin birbirlerinin dolaşım özgürlüğünü kısıtlamadıkları, uyumlu bir ulaştırma alt yapısına sahip;

* Çağdaş toplu taşıma çözümleri üretilirken; ekmeğini bu hatlardan çıkaran toplu taşımacıların veya kentsel dönüşüm kapsamında olumsuz etkilenebilecek şehirlilerin mağdur edilmediği;

* Evsiz vatandaşların; beslenme, temizlik, sağlık kontrolü gibi ihtiyaçlarının, kendi alanlarından taşınmadan, Gezici, “Sokak İnsanları” araçlarıyla karşılandığı ve “Hayata Transfer Merkezleri” ile sosyalleştirilerek, toplumsal yaşama yeniden kazandırıldığı;

* Sistemin sağladığı ekonomik ve sosyal iyileştirmeyle; özel güvenlik yapısı ile gece-gündüz, sokaklarında güvenle yürünebilen;

* Engelli vatandaşların, özgürce seyahat edebilecekleri şekilde düzenlenerek, engellilerin önündeki engelleri kaldıran;

* insan dostu canlıların, kendi haklarına sahip olduğu, sahiplerinin kentte pozitif ayrımcılığa tabi olduğu;

* Pazar esnafının daha iyi koşullarda hizmet verdiği, otoparklı, kapalı pazar yerlerinde; vatandaş alışveriş yaparken, çocuğunun oyun alanında oynadığı;

* Otoparkın, güven duyulmayan bir rant aracı olmaktan kurtarıldığı; halkın da ortak olduğu, düşük ücretli park alanlarından faydalanılan;

* Beden ve ruh sağlığını korumaya yönelik spor ve hobi olanakları yaratan; spor organizasyonlarını ve kulüplerini destekleyen;

* Hobi, kültür ve sanat merkezlerinin, spor komplekslerinin, açık hava spor sahalarının, çocuk parklarının, öğretmen evlerinin; ihtiyaç duyulan sayı ve nitelikte olduğu;

* Vatandaşların; insan ruhunu besleyen sosyal ve kültürel etkinliklere rahatlıkla ulaşabildiği;

* Yaşam evlerinde; kimsesizler yaşlılarını sürekli misafir eden, aileleriyle birlikte yaşayan yaşlı vatandaşların ise günlerinin bir kısmını, etkinliklerle, mutluluk ve huzurla geçirmelerini sağlayan;

* Farklı kültürel ve etnik yapıları, geçmişten günümüze taşıyan çok renkliliği kucaklayan;

* Kültürel değerlerin korunduğu, tarihi mirasa duyarlı bir mimari ve fiziksel çevre sunan;
 
Bir devrim için vatandaşın hayal ettiği, Avrupa standartlarında şehirler ve ilçeleri yapılandırmaya başlamak için bir kişi, bu projeleri örnek olarak gösterecek nitelikte sadece bir belediye başkanına ihtiyacımız var. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.