Neler oluyor bize? Bize neler oluyor?


Cevdet Tellioğlu

Cevdet Tellioğlu

07 Ocak 2019, 09:26

Muhteşem bir mücadele.

Benim şahit olduğum elli yıl. Daha öncesi, dinlediklerim, okuduklarım. 

Elli yıl. Dile kolay. Bir olay diye kabullenilse, 50. Yılı kutlanırdı bu kutlu davanın. Elli yıldır bir mücadele içerisindeyiz. Yaşamak ve yaşatmak için. Adalet ve eşit şartlarda eşit paylaşım için. İnandığımız değerlerin nesillere de sağlıklı bir şekilde aktarılması için. 

Peki başardık mı? Başardık.

Önce yerel yönetimlerde iktidar olduk mu? olduk. 

Sonra hükumeti koalisyonla ve ardından tek başına yönetir olduk mu? Olduk.

Ee, bela mı arıyoruz?

Öyle ya bela mı arıyoruz?

Rahatı kaçacak olanların tabiri bu “bela mı arıyoruz?”

Oysa ki, bela zaten burnumuzun ucunda. 

Düşünsenize, turizmin kültürün önünde olduğu bir CHP iktidarında ya da CHP zihniyetinin var olduğu bürokrasinin hüküm sürdüğü bir sağ iktidarda, Ayasofya camiinde bale gösterisi yapılmış olsaydı, ayağımıza basılmış gibi nasıl feveran eder, zincirler kırılsın Ayasofya açılsın diye haykırmamızı korkusuzca dünyaya ulaştırırdık! 

Ya da din adına, İslam’ın insan haklarına verdiği değer yerine, feminizmi savunan başörtülü “elitler” televizyonda arz-ı endam etselerdi, telefonlara nasıl sarılır, bunlar ne biz Müslümanları ne de İslam’ı temsil etmiyorlar diye ararken, telefona ödenecek paranın cihat olduğu konusunda dahi hemfikir olurduk! 

Din taciri birisi (FETÖ vb.) minik bir belediyemizin başkan adaylığına dahi musallat olsa, birisi bir kardeşimizin başörtüsüne musallat olsa, zincirler oluşturup en zayıfı dahi olsa bu zincirin birer halkası olmaya nasıl çalışır, nasıl bir tepki ile otobüsler tutarak gece Ankara’nın yollarını tutardık.

Doğu Türkistan’da Müslümanlar katlediliyor. Tamam, belki gücümüz yok ama diyerek, STK’larımız ile Çin konsolosluğunun kapısına dayanır, ‘katil Çin, Müslümanlara dokunma” demekten bizi kimse alıkoyamaz biz de elimizin yetmediğine dilimiz ile müdahale ederdik!

Dahası, yüreğinin sesini dinleyip, dili ile kalemi ile mücadele edenlere, kime yaranmaya çalışıyor bu demek yerine, biz yapamıyoruz “Allah, ondan razı olsun” derdik.

Şimdi nihayet bürokraside de, CHP zihniyetinin iktidarı yok. Bu düşünceler ile yetiştiğimiz kardeşlerimiz, kurumların başında.

Neler oluyor bize? Bize neler oluyor?

Neler oluyor da, bir atama yaptırırken, bu kadar aymaz olabiliyoruz? Neler oluyor da, bu aymazlığı hatırlatanlara, “hangi makamın peşindesin?” diye sorabilecek kadar değerlerimizden uzak kalabiliyoruz? Neler oluyor da, dünya menfaatlerimiz için, manevi dünyamızı bu kadar yok edebiliyoruz?

Neler oluyor bize? Bize neler oluyor?

Neler oluyor da, üç beş kuruşluk gelecek kaygısı için, tüm değerlerimizi ayaklar altına alabiliyor, tepkilerimizi dahi “ne derlere” endeksliyoruz? Neler oluyor da, gıybeti önceleyenlere inat yerini iftiralara bırakacak kadar, bile bile camdan kulelerin ardına sığınabiliyoruz?

Neler oluyor da, bedevinin “seni kılıcımızla düzeltiriz” kıssaları ile yaşlandığımız halde, bir yanlışın doğrusuna telkinden bile rahatsız oluyor, rahatsız olunacağı konusunda fikir serdetmekten kaçınmaz oluyoruz?

Neler oluyor bize de, hayatın bir bölümünde bir yerlerde olabilmek adına, duymamış görmemişliklerle, tevillerle korkaklığı tercih edip, marshmellow testini geçemeyen çocuklar gibi, geçici hazlar peşinde olup, hayatın tamamını bize bahşeden Rabbimize karşı ise korkusuz olabiliyoruz?

Yani dostlar, bela aramıyoruz, makam aramıyoruz. 

Hak olanı alkışlıyor, yanlışta karşı duruyoruz. Kırk yıldır öğrendiklerimizi yaşamaya yaşatmaya çalışacak zeminin kaymamasına elimizle, dilimizle, olmadı kalbimizle müdahale etmek prensibine dayanıyoruz. 

“Kınayıcının kınamasından korkmadan”

Unutmayınız, hak olanı söyleyen halk, yanlışa düşmekte olan ve hatta düşen meliki dahi istişaresine ortak etmiş, doğruya sevk etmiş olur.

Allah, var dostlar. 

Allah, hep var.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.