Eğitim ve çocuklarımız için gelecek; Zeka mı , Beceri mi, IQ mu?


Cevdet Tellioğlu

Cevdet Tellioğlu

23 Ekim 2018, 10:19

On Yıl Sonra Kendini Ne Yaparken Hayal Ediyorsun? 

Bunu, koçluk yaptığım bireylere ya da öğrencilerime sorduğumda, cevabı hep aynı; “kameraman olacağım, PDR uzmanı olarak hayal ediyorum, doktor olarak hayal ediyorum, bir siteyi tamamlamış mühendis olarak hayal ediyorum, müdür olarak hayal ediyorum, önemli bir şirketin yöneticisi olarak hayal ediyorum…” gibi oluyor. 

Çünkü, skora dayalı yaşamın oluşturduğu şartların dayatması bu. Ve bu dayatma geleceğimizi bugünden esaret altına almış durumda. Bu hayale ulaşmanın taşlarını döşerken yaşamayı pas geçiyoruz ve fakat bunun farkında değiliz. Ya da kanıksadık.

Daha da kötüsü, ailelerin çocuklara yanlış hayal öğretmeleri. Onların, çocuklarına 10 yıl sonra ne yapmaları gerektiği ile ilgili hayal kurup, bir de bunu, normalmiş gibi onlara dayatmaları.

İşte bu yaklaşım, çocukları gelecekte dünyalarında yalnız bırakacak, bilgileri tarafından boğulacak zeminler hazırlıyor. 

Bilgiyi umudun yok edilmesi adına kullanan, varlığı hayallerin yerine zerk eden, teknolojiyi pedagojinin alanında başat hale getiren, IQ’yu dünyanın vazgeçilmezi kılan anlayış, duyguyu ve dertlenmeyi ortadan kaldırıyor. 

Oysa ki, derdi olmayanda ilham olmaz. Derdi olmayanda çözüm olmaz. Derdi olmayanda mutluluğu bulmak da dağıtmak da olmaz. Derdi olmayanda umut olmaz. 

Günümüz dünyasının oluşturduğu 4.0 mantalitesinde oluşturulmaya çalışılan, 0 ve 1’lerin dünyasında umut olmaz. 

Oysa ki umut, hissetmektir. Umut, becerileri geliştirmenin ön koşuludur. Eğer umut varsa, ortalama her zeka düzeyindeki beyin, çözüm için bir yol bulur. 10.000 saat kuramı beceri geliştirmek için, beynin o yönde gelişmesi ve hatta geçici büyümesi ve bilgileri, barındırdığı ve insanın henüz çözmeye muvaffak olamadığı bu hard diske kaydetmesi için yeterli. 

Ama hiçbir saat kuramı, umut için, bilgelik için yeterli değildir. 

Çocukların IQ seviyelerinin yüksek olması ile, onların mutlu olma seviyelerinin de yüksek olacağını sanmak kadar yanlış bir zihniyet oluşmuş ülkem ailelerinde. Harıl harıl zeka testi yaptırılıyor. Ve çıkan sonuç, parlak veya üstün zeka ise aile mutluluktan uçuyor. Yüksek IQ düzeyi bu aile için bir övünç kaynağı oluyor. 

Halbuki, zor dönem başlıyor onlar için. Tıpkı, öğrenme geriliği olan çocuğa sahip bir aile gibi, o ailenin de özel bir ihtimamla çocuğunu yetiştirme zorunluluğu dönemi başlıyor.

Üstün zekalılık yerine, zekasını üstün kullanabilmeyi öğretmek artık önemli bir dönüşüm olmalı. Çünkü, en üstün zekalı bireyin yaptığını, üstün IQ sahibi bilgisayarlar saniyesinde yapabiliyor. 

Yarın, yapay zeka hayatımıza tam olarak girdiğinde, bunun önemini daha iyi kavrayacağız. Ama, iş işten geçmiş olacak. 

Biz, çocuklarımızın IQ seviyeleri ile uğraşırken, eloğlu eğitimde ortamla, yöntemle, umutla, hayalle, bağlantı kurdurmakla, uğraşıyor olacak. 

Bilmeliyiz ki, dert ve derde dayalı hedef vererek, normal seviyedeki bir çocuğun dahi, bilgisayarın IQ’sundan yararlanıp, problem çözmeyi başarmasını, sağlayacak.

Başlıktaki soruyu sorduğumuz bireylerin verdiği cevapların, on yıl-yirmi yıl sonra, bir geçerliliği dahi kalmayacak. Çünkü o meslekler belki de tarihe karışacak ya da eski bir yöntem diye anılır olacak. Onların yerini yapay zekanın oluşturduğu, teknolojinin geliştirdiği, adını dahi şu an bilip tasavvur dahi etmediğimiz meslekler alacak. 

Ve biz hala o köhnemiş eğitim yöntem ve sistemine, dişliler arasında ezilmeye mahkûm insanlar yetiştirmeye devam ediyoruz. 

Uyanık olmalıyız. Ortam, zaman, alan ve bilgi düzenlemeleri ile biz, her düzeydeki IQ sahibi ile, yeteneği keşfedilmiş becerisi yükseltilmiş olan insanlar yetiştirmeliyiz. 

Bu çocuklar yetişirken aralarında, farklı ve yüksek IQ sahibi olanlar tabi ki olacaktır.  Onları tespit etmeli ve vakit geçirmeden yönlendirmeliyiz. 

Yüksek IQ sahibi bireyler bu yeni süreç içerisinde, keşifte bile sadece bir adım daha hızlı hareket edecek daha erken bilgi elde etmiş olacaklardır. 

Ve fakat standart seçeneklerden kurtulmazlar ise, erken elde ettiklerini erken tüketmiş olacaklar. Ve eğer bu ortam onlara sağlanmaz ise o çocuklarımız için akıl denilen nesne, artık üretmez olabilecektir. Bu çocuklarımız da, farklılıkları ile uyumsuz, geçimsiz, dışlanmış hale gelerek, toplumdan da kendilerini soyutlayacaklardır. 

Ve biz kaybedeceğiz.

IQ’sü yüksek diye çocuklarınızın lüks ortamlarda, farklı sınıflarda kendisi gibi çocuklarla bir arada eğitim görmeleri, sadece onların iç tatmini ile ilgilidir. 

Öğretmenin bilgi düzeyi aynı, ortam düzenlemesi aynı, ilgi alanları aynı, bireyselleştirme düzeyleri aynı, beceri geliştirme yöntemleri aynı, birlikte hareket yöntemleri aynı, veli yaklaşımları aynı, teknoloji kullanım mantalitesi aynı ise, velinin bu tür okullara verdiği fark, sadece otel konforu farkı olmaya devam edecektir.

Nesil değişti. Süreç değişti. Ortam değişti. Gelecek algısı değişti. Biz nesil olarak geride kaldık. 

Çocuklarınızı skora odaklanmaktan, nesnelere esaretten kurtaracak işlemi yapın; Onlara, neyi hayal etmeleri gerektiğini, ilhamı, bilgeliği, motivasyonu öğretin… Gelecek hayallerinde; hangi meslekte olduklarını değil, hangi ağacın altında dinlenirken kuşların uçuşunu seyredip yaşamı hissettiğini… Hangi ülkenin, hangi şehrin, tarihi turistik yerlerini ziyaret ettiklerinde, yaşanmışlıklar içinde, güzellikleri ve acıları ayırt edebildiğini… Neredeki nehirde yıkanırken, kendisinin yüzündeki tebessümü görebildiğini… Hangi insanın derdine derman olduğunda, aldığı hazzın tadını hissetmesini sağlayacak şekilde, On yıl sonrayı, hayal etmelerini öğretin. 

Bunu yaparsak, çocuklarımızın bilgelikteki duruşu, motivasyon ve bilgileri analiz etme yöntemi ile doğadaki az olandan, çok olanı, yeni olanı üretmeleri mümkün olacak.

Bu süreci pas geçmeyelim. Dertlenebilen BüyükAile olarak, Çocuklarımız kazansın. Ülkemiz kazansın. Dünya kazansın.

Çünkü, gelecek yakındır. Emin olunuz ki, gelecek.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.